Devlet kavramının J.J. Rousseau’nun
yaklaşımıyla toplumu oluşturan bireyler arasındaki zımni bir sözleşmeye işaret
ettiği ve bu sözleşmenin “anayasa” ile somutlaştığı kabul edilirse, verginin de bu toplum
sözleşmesinin hayata geçirilmesi için bireyler tarafından Devlete zorunlu
olarak aktarılması gereken bir kaynak olduğu kabul edilir. Ne var ki,
bireylerin Devletçe sunulan hizmetler ile ödenen vergiler arasında doğrudan ve
eşzamanlı bir ilgi kurmadaki zorlukları ya da vergi yükünün kişisel tasarruf ve
harcama potansiyelini daraltıcı özelliği nedeniyle her toplumda belirli düzeyde
bir vergi direncinin, hatta vergi kaçırma eğiliminin gözlenmesi kaçınılmazdır.
Bu gerçeğin teşhisi özellikle beyana dayalı modern bir vergi sistemi için
yaşamsal önem taşır. Vergi denetimi kavramının varoluş gerekçesini bu
belirlemenin ışığında aramak ve değerlendirmek gerekir.
Vergi denetiminin amacı genel bir
anlatımla, beyan esasına dayanan sistemin verimli ve düzenli bir şekilde
çalışmasını temin etmek, böylece ödenmesi gereken vergiyi güvence altına alarak
vergilendirmeden beklenen işlevlerin gerçekleşmesini sağlamaktır.
Devlet sürekli artan görevleri karşısında
büyüyen finansman ihtiyacını reel kaynağından karşılamak isterse ya yeni
vergiler koyma yoluna gidecek, ya mevcut vergilerin tabanının genişletilmesini
veya oranlarının arttırılmasını talep edecek ya da vergi kayıp ve
kaçaklarının ortadan kaldırılması için önlem alacaktır. Bu yöntemlerden ilk
ikisinin sınırları ekonomik ve siyasi konjonktüre göre belirlenirken, kayıp ve
kaçakların giderilmesine yönelik vergi denetimi, her dönemde başvurulabilecek
sürekli ve zorunlu bir güvenlik aracı olarak karşımıza çıkacaktır. Vergi
denetimlerinin mali açıdan beklenen en önemli etkisi ise vergi kayıp ve
kaçakçılığına yönelebilecek mükellefleri caydırması, iyi niyetli olmakla
beraber hata ve eksiklikleri bulunan mükellefleri ise eğitmesi olacaktır.
Ekonomik ve mali politikaların üretilme/uygulanma sürecini baltalaması ve hem
ulusal hem de uluslararası ticaret açısından haksız rekabete yol açması
nedeniyle kayıtdışı ekonominin engellenmesi, gelir dağılımına olan etkisi
nedeniyle herkesin ödeme gücüne göre vermesi gereken verginin doğruluğunun
sağlanması gibi unsurlar da vergi denetimini zorunlu kılan diğer nedenler
arasındadır. Vergi denetiminin bütün bu yönleriyle birlikte
değerlendirilmesi halinde çağdaş ve uzmanlaşmış bir denetim işlevini üstlenen
Hesap Uzmanları Kurulu’nun çalışmalarının önemi daha iyi kavranmış olacaktır.
1. Performans Ölçümleri
Vergi denetiminin temel amacı kişileri
yasalara uygun davranmaya yöneltmektir. Mükelleflerin bir gün
denetlenebileceklerini düşünmesi, yasalara uygun davranma eğilimini arttırır.
Vergi denetiminin caydırıcı etkisi olarak ifade edilen bu işlevin getirisini
rakamlarla ölçmek güçtür. Aynı şekilde denetimlerin mükellefler üzerindeki
eğitici işlevinin sonuçları da parasal büyüklük olarak hesaplanamaz.
Bununla beraber gerçekleştirilen
incelemelerin ölçülebilir sonuçları, denetim birimlerinin etkinliği konusunda
fikir verecektir. Aşağıdaki tabloda Hesap Uzmanları Kurulu’nun
1999-2003 arasındaki dönemde gerçekleştirdiği vergi incelemelerinin ölçülebilir
sonuçları özet halinde verilmektedir.
(Tablo 3)
|
|
RAPOR
SAYISI
|
İNCELENEN
|
BULUNAN
|
FARK
|
|
YILLAR
|
Kabul
|
Eleştiri
|
Toplam
|
MATRAH
(Milyon
TL.)
|
MATRAH
FARKI
(Milyon
TL.)
|
YÜZDESİ
(%)
|
|
1999
|
36
|
2.336
|
2.372
|
271.577.739
|
512.999.651
|
189
|
|
2000
|
37
|
3.066
|
3.103
|
1.223.427.564
|
959.008.208
|
78
|
|
2001
|
68
|
2.491
|
2.559
|
3.858.514.398
|
11.787.795.735
|
306
|
|
2002
|
52
|
1.657
|
1.709
|
1.256.001.311
|
2.178.525.937
|
173
|
|
2003
|
25
|
1.216
|
1.241
|
4.518.510.334
|
9.649.903.506
|
214
|
|
TOPLAM
|
218
|
10.766
|
10.984
|
11.128.031.346
|
25.088.233.037
|
225
|
Tablodan da görüldüğü gibi, son 5 yılda Hesap
Uzmanları tarafından yapılan vergi incelemelerinde toplam 11, 1 katrilyonluk
matrah incelenmiş ve bu incelemeler neticesinde incelenen matrahın % 225’i
oranında matrah farkı tespit edilmiştir. Bu tutarlara vergi farkları dahil
değildir. Örnek olarak belirtmek gerekirse, 1999 yılında 11 trilyon, 2000
yılında 13, 9 trilyon, 2001 yılında 90, 3 trilyon, 2002 yılında 204 trilyon ve
2003 yılında 24, 3 trilyon liraya ulaşan bu vergi farklarının da matraha iblağ
edilmesi halinde saptanan matrah farkı ve fark yüzdesi yükselecektir.
Etkinlik ölçümleri, sonuçlarla araçlar arasındaki
karşılaştırmaları içerir. Kurul çalışmalarında etkinlik ölçümünde “sarf edilen kaynak”
olarak ele alınacak en anlamlı birim “zaman” ve “işgücü”dür. Çalışmaların
etkinliği, çalışma sonuçları toplamı ile bu sonuçları elde etmek için sarf
edilen işgünü toplamı arasındaki orana göre değerlendirilmektedir. Sarf edilen
işgünü sabit, planlanabilir ve kontrol edilebilir olduğu halde, çalışma
sonuçları “toplam rapor sayısı, toplam incelenen matrah, bulunan toplam matrah
farkı” gibi 3 değişik biçimde ifade edilmekte olduğundan, 3 değişik etkinlik
ölçüsünün bulunduğu söylenebilir. Ancak herhangi bir kıyaslama olanağı
olmadığından, “rapor sayısı/işgünü”, “incelenen matrah/işgünü” ve “bulunan
matrah farkı/işgünü” olarak adet/gün veya TL/gün olarak izlenen bu ölçülerin
burada aktarılmasına gerek görülmemiştir.
Hesap Uzmanları Kurulu’na ait diğer etkinlik
ölçüleri, kurumsal etkinlikten ayrı olarak ele alınan “işgücü verimliliği” ile ilgili bulunmaktadır. Belli bir sonucu elde
etmek için kullanılan “insan gücü”nün de sarf edilen bir kaynak olduğu
kabulünden hareketle, çalışma sonuçları ile bu sonuçları elde eden aktif kadro
sayısı arasındaki oran işgücü verimliliği olarak tanımlanan etkinlik ölçüsünü
vermektedir.
Aktif
kadro açısından bakıldığında, kurul içi idari görevlerde veya izin, askerlik,
stajyer yardımcılık, yurtdışı geçici görev, detaşe olarak idari
görevlendirmeler gibi işlere ait işgücünün dikkate alınmaması suretiyle son 5
yıllık çalışma sonuçlarının aşağıdaki şekilde dağılmakta olduğu gözlenmektedir:
(Tablo 4)
|
YILLAR
|
AKTİF
HESAP UZMAN SAYISI
|
AKTİF HESAP UZMAN SAYISI
BAŞINA
|
|
İnceleme
Sayısı
|
İncelenen Matrah
(000 TL.)
|
Matrah Farkı
(000 TL.)
|
|
1999
|
191
|
13
|
1.421.872.979
|
2.685.862.047
|
|
2000
|
175
|
18
|
6.991.014.651
|
5.480.046.903
|
|
2001
|
202
|
13
|
19.104.183.515
|
58.363.450.205
|
|
2002
|
211
|
8
|
5.952.612.850
|
10.324.767.474
|
|
2003
|
198
|
6
|
22.823.046.326
|
48.741.770.732
|
Hesap Uzmanları tarafından düzenlenen
vergi inceleme raporlarının uyuşmazlık konusu yapılma yüzdesi ise Tarhiyat
Öncesi Uzlaşma Komisyonlarının faaliyet sonuçlarından hareketle tespit
edilebilmektedir. 1999-2003 dönemine ait inceleme raporlarının TÖU sonuçları
itibariyle dağılımı aşağıdaki gibidir (Tablo 4 ile Tablo 5 arasında rapor
sayıları açısından oluşan farklılık, her dönemin son ayında yazılan raporların
bir bölümünün, T. Ö. U. İstatistiklerine izleyen yılın ilk ayında dahil
olmasından kaynaklanmaktadır.).
(Tablo 5)
|
YILLAR
|
Eleştiri
Raporu
Sayısı
|
Tarhiyat
Öncesi
Uzlaşma
İstenen Rapor Sayısı
|
T. Ö.
Uzlaşma İsteme Oranı
%
|
Tarhiyat
Öncesi
Uzlaşılan
Rapor Sayısı
|
T. Ö.
Uzlaşma
Oranı
%
|
Toplam
T. Ö. Uzlaşma Oranı
%
|
|
1999
|
2.215
|
1.654
|
75
|
1.390
|
84
|
63
|
|
2000
|
2.842
|
2.128
|
75
|
1.722
|
81
|
61
|
|
2001
|
1.650
|
1.068
|
65
|
855
|
80
|
52
|
|
2002
|
1.206
|
525
|
44
|
373
|
71
|
31
|
|
2003
|
985
|
460
|
47
|
287
|
62
|
29
|
|
TOPLAM
|
8.898
|
5.835
|
66
|
4.627
|
79
|
52
|
Son 5 yıllık verilere göre, Hesap
Uzmanları tarafından düzenlenen her 100 raporun 66’sı için
uzlaşma istenmekte, uzlaşmaya konu her 100 raporun da 79’unda
uzlaşma vaki olmakta, sonuç olarak, Hesap Uzmanları Kurulunda düzenlenen her
100 raporun 52’si tarhiyat öncesi uzlaşma ile kesinleşmektedir. Bakiye 48
rapor ise yargı, Tarhiyat Sonrası Uzlaşma veya Merkezi Uzlaşma arasında
dağılmakta ya da Tarhiyat Öncesi Uzlaşma (TÖU) görüşmesinde teklif edilen
rakamların dava açma süresi içinde mükellef tarafından kabulü sonucu vergi
dairesince tahsilat işlemlerine konu edilmektedir. Ancak, önemli bir kısım
rapor da mükelleflerin TÖU talep etmemesinden değil, bu raporlarda eleştiri
konusu yapılan hususların TÖU’nın kapsamından çıkarılmasından dolayı uzlaşma konusu
yapılamamaktadır. Bu raporlar Vergi Usul Kanunu’nun 376’ncı
maddesindeki hükümlerden yararlanılarak ödenmekte veya yargıya götürülmektedir.
Uyuşmazlık konusu yapılan raporlar, vergi
mahkemesi ve Danıştay olarak kademelenen yargı süreci boyunca da dikkatle
izlenmektedir. Ayrıca bazı konularda yargı organlarının aksi yöndeki
görüşlerine rağmen ısrarla takip edilen eleştiri konuları da bulunmaktadır ki,
bu kararlı tutum sayesinde yargının ve özellikle Danıştay’ın görüş
değiştirerek İdare lehine karar vermeye başlamasının sayısız örnekleri
yaşanmıştır.
Dışsal Performans Kıyaslamaları
Denetim birimlerinin Maliye Bakanlığı tarafından
belli aralıklarla kamuoyuna açıklanan yıllık çalışma sonuçlarında yer alan
verileri kullanarak bazı karşılaştırmalar yapılabilmektedir.
Bu karşılaştırmalar, Kurul’un kendi çalışmalarını
değerlendirirken kullandığı ayırımlara paralel olarak, hem incelenen matrah ve
bulunan matrah farkı tutarlarına göre, hem de birimlerin kadro sayılarına göre
oluşturulan işgücü verimliliği tablolarına göre ayrı ayrı yapılmaktadır.
Karşılaştırmalar 1998-2002 yıllarını kapsamaktadır.
1998 – 2002 yılları arasındaki son 5 yıllık dönemde
Maliye Bakanlığı bünyesindeki denetim birimlerinin gerçekleştirdiği vergi
incelemelerinin sayısal sonuçlarından hareketle, son çalışma yılı olan 2002 ve
son 5 yıllık dönemdeki “incelenen matrah ve bulunan matrah farkı” tutarlarının
denetim birimleri arasındaki dağılımı, aşağıdaki grafiklerde ayrı ayrı
gösterilmektedir :
Denetim
birimlerinin çalışma sonuçlarının işgücü verimliliği açısından
değerlendirilmesi ise, birimlerin kadro mevcutlarından hareketle hesaplanan “inceleme
elemanı başına incelenen matrah” ve “inceleme elemanı başına bulunan matrah farkı”
ölçütlerine göre yapılabilmektedir. Burada yer alan bilgilerin yorumlanmasında
karşılaşılan en önemli güçlük, Hesap Uzmanları Kurulu dışındaki denetim
birimlerinin, vergi denetimi dışında, Bakanlığın iç denetim işlevini de
yürütüyor olmalarıdır. Bu birimlerin fiilen vergi incelemelerine tahsis
ettikleri işgücü ve sarf edilen işgünü hakkında herhangi bir bilgi
olmadığından, kadro mevcutlarının vergi incelemesinde görev alan aktif kadro
sayısını gösterecek şekilde revize edilmesi mümkün olmamaktadır.
|