Kuruluşunun 62. Yılında Hesap Uzmanları Kurulu
Mahmut VURAL
Hesap Uzmanları Kurulu Başkanı
Günümüz vergiciliğinin içinde bulunduğu çerçeve, verginin tabanını oluşturan
ekonomik alandaki gelişmelerle birlikte radikal değişimler geçirmektedir.
Ülkelerin birbiriyle ilişkileri çok daha fazla artmış bulunmakta, sermaye
saniyelerle ifade edilecek zamanda ülkeler arasında hareket edebilmekte, daha
önce küçük ölçekte yapılan üretim süreçleri çeşitli ülkelere dağılarak
tamamlanabilmekte, fiziksel malların üretimi yanında bilişim teknolojileri
kullanılarak yapılan üretim ve hizmetler ülkelerin milli gelirinin önemli bir
kısmını oluşturmaktadır. Böyle bir ortam, bir ülkenin vergi sistemine karşı
daha önce öngörülememiş riskler/tehditler doğururken aynı zamanda
vergilendirmede hedeflere ulaşılabilmesi açısından da yeni fırsatlar
sunmaktadır. Gerek özel ve gerek kamusal birimler, dışsal çevrede meydana gelen
bu değişimlere, gerekli önlemleri alarak kendilerine ve yaptıkları işe yönelik
tehditleri ortadan kaldırmak veya azaltıp kontrol edilebilir noktada tutmak ve
fırsatlardan mümkün olan en iyi şekilde yararlanmak çabasıyla cevap vermeye
çalışmaktadırlar. Çevre koşullarında meydana gelen değişim bir taraftan bazı
yapıların gerekliliğini sorgulatırken bazı birimlerin önemini olağanüstü
artırmaktadır.
Bugün 62. kuruluş yıldönümünü kutlayan Hesap Uzmanları Kurulu, 1945 yılında
beyana dayanan vergi sisteminde, büyük mükellefleri incelemek ve ihtisasa
dayanan incelemeler gerçekleştirmek üzere ve vergi incelemesinin asli görevi
olarak tanımlandığı bir birim olarak kurulmuştur. Aradan geçen bunca yıl sonra,
yukarıda değindiğimiz ortam itibariyle Hesap Uzmanları Kurulunun önemi daha da
artmış, günümüz işlemlerinin karmaşıklığı, ölçeklerinin büyüklüğü Kurulun yerine
getirdiği fonksiyonu vazgeçilmez kılmıştır. Ülke ihtiyaçlarından doğmuş ve
faaliyetleriyle önemi daha da artmış olan Hesap Uzmanları Kurulu; çalışmaları,
etik değerleri, yenilikçi yapısı, değişimin önünde savrulan değil birikimini bu
günün çağdaş yönleriyle birleştirerek ihtiyaçlar doğrultusunda kendi değişimini
daha iyiye doğru yapan, alanında Türkiye’nin örnek kurumlarından biri olmanın
haklı gururunu yaşamaktadır.
Günümüzün bir başka özelliği de ülkelerin, doğrudan veya çeşitli birlikler
yoluyla sadece ekonomilerinde değil, idari yapılarında da, uyumlaştırma,
standartlaşma ve hatta eklemleşmeye gitmeye çalışmalarıdır. Ancak ilginçtir ki,
öne sürülen bütün savlara karşın, vergi idareleri ve denetim sistemleri hala her
ülkenin kendi özelliğini taşıyan ve uluslararası standartlaşmaya en az açık olan
alanlardan birisidir. Bunun nedeni başta vergi idaresi olmak üzere bir ülkenin
vergi sistemi ile o ülkenin tarihsel gelişimi, sosyal, ekonomik, idari ve siyasi
yapıları arasında yakın bir ilişki olmasıdır.
Nitekim OECD tarafından hazırlanan bir çok dokümanın giriş kısmında her ülkenin
egemenlik alanının politikalar, yasal çevre, yönetsel işlemler ve gelenekler
açısından farklı olduğu, vergi idarelerinin farklı ortamlarda fonksiyon gördüğü,
dolayısıyla vergi idareleri için örnek bir uygulama geliştirmenin pratik
olmayacağı gibi istenen bir şey de olmadığı uyarı olarak belirtilmekte ve daha
çok idarelerin yapısıyla ilgilenmeden taşıması gereken özellikler üzerinde
durulmaktadır.
Sonuç olarak her ülkenin vergi sisteminin ve özellikle vergi denetim yapısının
tarih içerisinde o ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda şekillendiği dikkate
alındığında, Hesap Uzmanları Kurulunun da kuruluş ve var oluş gerekçelerinin
O’nun misyonunun temel taşları olduğunu belirtmek gerekir. Ancak Hesap Uzmanları
Kurulu, bu gün gelinen nokta itibariyle fonksiyon ve içeriğini bir denetim
örgütünün çok ötesine taşımış, üzerinde yükseldiği etik değerler ve idealist
çalışma azmi ile sadece vergi incelemesi alanında değil kendisine ihtiyaç
duyulan bütün alanlarda verilen görevi en iyi şekilde yapma gayreti içinde
olmuştur. Gerçeği vurgulama adına alçakgönüllülüğü bir tarafa bırakarak ifade
etmek gerekir ki, konuyla ilgili, taraflı-tarafsız, kamuoyunun büyük ölçüde
kabul edeceği üzere Hesap Uzmanları Kurulu kamu idaresi içerisinde özellikli ve
başarılı bir örnektir. Unutulmamalıdır ki, kısa dönemde pozisyonu ne olursa
olsun, topluma, ülkeye hizmet etmeyen, anlamlı bir fonksiyon yerine getirmeyen,
katkısı pozitif olmayan kurumların uzun dönemde varlıklarını sürdürebilmeleri
mümkün bulunmamaktadır.
İyi bir denetim örgütünün sahip olması gereken niteliklerin neler olduğu
tanımlamalara göre farklılık göstermekle birlikte herkesin üzerinde uzlaştığı
ortak bir liste çıkarmak mümkündür. OECD tarafından hazırlanan Vergi Denetim
Kapasitesinin Güçlendirilmesi Konusunda Genel İlke ve Yaklaşımlar adlı bilgi
notunda iyi bir denetim sisteminin sahip olması gereken sekiz tane temel
özellikten bahsedilmektedir. Bunlar başlıkları itibariyle aşağıdaki gibidir;
Doğru (Accurate)
= Yasalara aykırılığın doğru ve
kesin bir şekilde tespiti, kanunların doğru bir şekilde yorumlanması ve
yükümlülüğün doğru bir şekilde değerlendirilmesi.
Etkin (Efficient
)= Elde edilen sonuçlar itibariyle, mükelleflere verilen yükün ve denetim
biriminin kullandığı kamu kaynağının minimal olması.
Objektif (Objective)
= Verilen bütün kararların olaylara, delillere dayanması.
Açık (Transparent )= Bütün
işlemlerin çalışma kağıtlarına dökülmesi ve genel olarak mükellefle inceleme
sırasında değerlendirilmesi.
Adil
(Fair) = Teknik olarak
doğru ve süreç olarak mevcut mevzuata uygun işlem yapılması.
Bütüncül (Complete)
= Mükellefin denetimin başlangıç ve bitişini bilmesi.
Savunulabilir (Defensible)
= Denetim sırasında yapılanlar ve verilen kararların denetim dışında her aşamada
savunulabilir olması.
Tutarlı (Consistent)=
Hangi denetim elemanı incelerse incelesin aynı mükellefin durumunun aynı şekilde
sonuç üretmesi.
Hesap Uzmanları Kurulu bir denetim birimi olarak kuruluşundan beri yukarıda
sayılanların hepsini titizlikle uygulamıştır. Bunun yanında Kurul, mükellefin
bilgilendirilmesi ve eğitilmesi, mükellefe ait gizli bilgiler ile incelemeye
ilişkin özel bilgilerin kamuoyuna açıklanmaması, inceleme elemanın inceleme
çalışmaları ile ilgili bağımsızlığının tam olarak sağlanması gibi bir çok ilave
ilkeyi de asgari olarak uygulamaktadır.
Son derece dinamik bir yapısı olan Hesap Uzmanları Kurulu son yıllarda kendisini
kurul yapan değerlerini korurken, değişen vergi çevresine uyum sağlamayı ihmal
etmemiştir. Bu amaçla çağın teknolojilerinden yararlanmak suretiyle bir taraftan
oluşturduğu Ar-Ge ve Risk Analiz Merkezi birimiyle veri depolama, mükellefin ve
ekonominin izlenmesi ve inceleme için mükellef seçiminde çağdaş teknikler
uygulamaya başlamış, diğer taraftan Avrupa Birliği uyum çalışmaları
çerçevesinde, Gelir İdaresi ile Birlikte Almanya ve İngiltere Gelir İdareleriyle
ortak projeler yürüterek yurtdışındaki deneyimlerden yararlanma çabasında
olmuştur. Bu projeler çerçevesinde Hesap Uzmanlarının Almanya ve İngiltere’de
denetimlere bizzat eşlik etmeleri Maliye tarihinde bir ilk olacaktır. Kurul yine
uygulamaya koyduğu projelerle Avrupa Birliği Fonlarından yararlanmak suretiyle
bilişim altyapısını yenilemiştir. Bu kapsamda ayrıca vergi incelemelerinde
kullanılmak üzere denetim programı alınmış, program lisansı Gelir İdaresi ve
Maliye Teftiş Kuruluyla da paylaşılarak Bakanlığın denetim kapasitesinin bütün
olarak da geliştirilmesine katkıda bulunulmuştur.
Bütün çabalar, konulan ilkeler çerçevesinde, incelenecek mükelleflerin seçiminde
isabet, yapılacak incelemelerde etkinlik ve etkililik, yanlış yapan
mükelleflerin incelemeler yoluyla eğitimi ve gönüllü uyuma teşvik, kasıtlı vergi
kaçıranların ise görev alanı içerisinde süratle belirlenmesi, olayların doğru
bir şekilde tespiti ve kamu alacağının zamanında alınmasını sağlamaya
yöneliktir.
Bir denetim biriminin çalışmalarının etkinliği ve etkililiği bir başka açıdan, “çalışmaların
kapsadığı alan”, “yapılan inceleme sayısı ve bu incelemelerin niteliği”
ve “caydırıcılık” kriterleri açısından değerlendirilebilir.
Hesap Uzmanları Kurulunca 2006 yılında yapılan incelemeler sonunda 5.265 adet
vergi inceleme raporu düzenlemiştir. Son 5 yıllık dönem alındığında Hesap
Uzmanlarınca düzenlenen rapor sayısının her yıl bir önceki yıla göre önemli
ölçüde artış gösterdiği görülmektedir. Nitekim 2006 yılında düzenlenen rapor
sayısı 2005 yılına göre % 71 oranında artış göstermiştir. Ancak bu artışın
önemli bir kısmı 2006 yılında yapılan ve özellik gösteren off-shore hesaplarına
ilişkin Gelir Vergisi incelemelerinden kaynaklanmaktadır. Hesap Uzmanları
Kurulunca yapılan denetimlerin kendi hedef kitlesi itibariyle anlamlı bir
düzeyde olduğunu belirtmek gerekir. Bu alanda daha yapılacak çok iş olduğunun
bilinciyle Kurul özellikle Ar-Ge RAM birimi aracılığıyla çalışmalarını
yoğunlaştırmakta ve inceleme oranını çok daha yükseklere çekme çabasında
bulunmaktadır.
Vergi denetiminin değerlendirilmesinde ikici önemli husus ise yapılan işin
miktarı ve kalitesidir. Bunların göstergeleri olarak düzenlenen rapor sayısı,
bulunan matrah farkı ve daha önemlisi bu farkın işaret ettiği vergi tutarı öne
çıkar. İşin kalitesi yönünden bir başka önemli ölçü de düzenlenen raporların
kesinleşme oranıdır. Bu oranın içerisinde özellikle tarhiyat öncesi uzlaşma
yoluyla kesinleşme oranı, mükelleflerin raporlarla yapılan değerlendirmeyi kabul
ederek ödeme eğiliminde olmalarını göstermesi ve yapılan işlemin doğruluğu ve bu
bakımdan kalitesi yönünden önemli bir fikir verir. Ancak tarhiyat öncesi uzlaşma
dışında vergi ve ceza tarhiyat sonrası uzlaşma, doğrudan ödeme, yargı süresinde
kesinleşerek ödeme gibi çeşitli aşamalarda da kesinleşebilmektedir.
2006 yılında Hesap Uzmanlarınca 12.368 milyon YTL’lik matrah incelenmiş ve bu
incelemeler sonucu düzenlenen 5.265 adet rapor ile 5.753 milyon YTL matrah farkı
ve ayrıca 39 milyon YTL vergi farkı tespit edilmiştir. Zaman aşımı nedeniyle
özellik arz eden off-shore incelemelerine ait gelir vergisi raporları bir tarafa
bırakıldığında, 2006 yılında düzenlenen raporlar içerisinde uzlaşmaya konu
olabilen
2.571 adet raporun 1.591 adedi için T.Ö.U. uzlaşma talep edilmiş ve bu
raporların 1.460 adedi Tarhiyat Öncesi Uzlaşma ile sonuçlanmıştır. Buna göre HUK
tarafından düzenlenen ve uzlaşmaya konu olan raporların % 62’si için Tarhiyat
Öncesi Uzlaşma talep edilmekte, bu raporların da % 92’si Tarhiyat Öncesi Uzlaşma
ile sonuçlanmaktadır. Diğer bir ifade ile 2006 yılında HUK’ca düzenlenen ve
uzlaşmaya konu olabilecek raporların % 57’i, daha vergi dairesine gitmeden
Tarhiyat Öncesi Uzlaşma ile kesinleşmektedir. Bu şekilde 2006 yılında
130.626.315 YTL’lik vergi için T.Ö.U istenmiş ve T.Ö.U. sonucunda 107.265.619
YTL’lik vergi ve 8.204.687 YTL’lik ceza kesinleşmiştir. Diğer taraftan Hesap
Uzmanlarınca düzenlenen raporlarda istenen vergi ve cezalara ilişkin olarak
tarhiyat sonrası uzlaşma (il ve merkezi uzlaşma) aşamalarında 120.901.961
YTL’lik vergi ve 1.074.927 YTL’lik ceza kesinleşmiştir. Sonuç olarak 2006
yılında HUK’ca düzenlenen raporlara ilişkin olarak yapılan uzlaşmalar sonucu
tahsil edilecek toplam tutar (vergi+ceza+faiz) 312.742.495 YTL olmuştur.
Belirtildiği üzere düzenlenen bütün raporlar içerdikleri hususlar itibariyle
uzlaşma kapsamına girmeyebilmektedir. Dolayısıyla Hesap Uzmanlarınca düzenlenen
raporların kesinleşme durumu bakımından bütün raporların alınması daha anlamlı
olabilecektir. 2006 yılında yapılan ve daha önce de değinilen bir çalışmaya göre
1999-2005 yıllarında Hesap Uzmanlarınca düzenlenen 12.754 adet raporun 1.365
adedi (yaklaşık % 11’i) yargıya intikal etmiştir. Yargıya intikal eden ve
hakkında bilgi edinilen 1.070 adet raporun yaklaşık % 50’si vergi mahkemesince
ret edilmiş kalan kısmı ise tamamen veya kısmen kabul edilmiştir. Buna göre,
Hesap Uzmanlarınca düzenlenen raporların yargıya intikal etmeden kesinleşme
oranının % 90’nın üzerinde olduğu ve yargı aşamasında idare lehine verilen
kararlar da dikkate alındığında, % 94-95 sevilerine kadar yükseldiği
görülmektedir. Dolayısıyla yapılan işin kalitesinin bir ölçüsü olarak raporların
kesinleşmesi esas alındığında Hesap Uzmanları Kurulu bu konuda her zaman iddialı
olmuştur. Diğer taraftan konunun sadece istatistiksel yönüyle dikkate alınması
da yanıltıcı olabilecektir. Bu meyanda, vergi hukukunu yorumlayan ve ona yön
veren bir fonksiyonu da olan Hesap uzmanları Kurulunca düzenlenen raporlarda
eleştirilen bir çok konunun başlangıçta kabul görmemesine karşın zaman içersinde
yargı tarafından da kabul gördüğünü unutmamak gerekir.
Denetimde etkinliğin diğer bir boyutunu ise caydırıcılık oluşturmaktadır ki,
caydırıcılığın ölçüm zorlukları yanında kamusal denetimi bütün yönleriyle ele
alan bir analiz olmadan sadece Hesap Uzmanları Kurulunun çalışmalarının etkisini
ölçmek zor görünmektedir. Ancak beyana dayanan vergi sistemlerinde incelemelerin
nihai amacının mükelleflerin vergi yükümlülüklerini yerine getirmelerinin, diğer
bir deyişle mükelleflerin uyumunun sağlanmasının olduğu dikkate alındığında,
tespit edilen rakamlardan ziyade asıl etkinin caydırıcılık ve vergi
mükelleflerini eğitmek yoluyla vergi kaçağını azaltmak ve mümkünse ortadan
kaldırmak olduğunun altı çizilmelidir.
Hesap Uzmanları Kurulu başta kendisine yüklenen temel
fonksiyon olan vergi incelemeleri olmak üzere ülkenin ihtiyaç duyduğu her
alanda, kendisini var eden etik ilkelerden en küçük bir taviz vermeden, topluma
hesap vermek
ve kendi kendini sürekli
olarak
daha iyiyi yapmak için sorgulamak suretiyle geleceği kucaklayacaktır. Bu
vesileyle Hesap Uzmanları Kurulunun 62. kuruluş yıldönümünü
kutlamanın onurunu yaşarken; Kurul’un bugünlere gelmesinde emeği geçen
kişilere
şükranlarımızı sunuyor, edebiyete intikal etmiş mensuplarımızı rahmet ve
saygıyla anıyoruz.
|