Hayatımıza Damgasını Vuranlar (*)
Burhan ÖZFATURA
Eski Hesap Uzmanı
Yıllar hızla akıp gidiyor. Siyasal Bilgiler Fakültesini bitireli ve Hesap Uzmanlığı mesleğine gireli, tam 37 yıl olmuş,
Cenab-ı Hak, birçok sahada hizmet etme imkânı lütfetti. Hesap Uzmanı olarak. Defterdar olarak. 9 yıl üniversitede öğretim üyesi olarak. 10 yıl, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak. Başbakanlık Müşaviri olarak. Rahmetli Özal’ın vergi danışmanı olarak. Ve Mali Müşavir olarak.
Ancak, geriye baktığımda, hayatıma ve karakterime damgasını vuran iki büyük eğitim merkezi görüyorum. Mülkiye ve Hesap Uzmanları Kurulu.
Bizim dönemimizde, yatılı okumanın da verdiği avantajla, tam bir kaynaşma ve dayanışma ortamı mevcuttu. Büyük sınıflar, küçükleri korurdu. Küçükler de saygıda kusur etmezlerdi.
Farklı fikirler, yorumlar, görüşler; dostluk ve sevgileri engellemezdi. Ay sonlarında birlikte aç kalıp, birlikte karın doyurmaya, mani olmazdı.
Hocalarımızdan kendimize güvenmeyi, açık sözlü olmayı, kimseden çekinmeden fikirlerimizi anlatmayı öğrendik.
Arkadaşlarımızdan; sevgiyi, dayanışmayı, birbirimizle gurur duymayı elde ettik. (Bu kadar yıla rağmen, sevgimiz ve dostluğumuz, aynen devam etmektedir.)
Fakültedeki verimli dört yılımızdan sonra, Hesap Uzmanları Kurulu, bizim için ayrı bir şans oldu.
Rahmetli, Muzaffer Egesoy’u minnetle anıyorum. Hem Hocamız, hem de Kurul Başkanımız olarak, bize çok şeyler vermiştir. Mesleğimizle gurur duymayı öğretmiştir. En önemlisi EDEF kurallarını (elimize, dilimize, belimize hakim olmayı) ruhumuza işlemiştir.
(Öyle ki, Cumartesi, Pazar günleri bile kravatsız ve boyasız ayakkabı ile sokağa çıkmazdık. Herkesin bizi tanıdığını ve takip ettiğini düşünürdük. Az bahşiş verirsek, ayıplanacağımıza inanırdık.)
(37 yıldır, hiçbiryerde pazarlık etmedim. Zaten, evlendikten sonraki 32 yılında, alışverişe bile gitmedim. Mesleğim ve başkanlığım sebebiyle, özel muamele yapılmasından çekindim.)
(Hiç kimse, bize rüşvet teklif etmeye cesaret bile edemedi. Kadınları yem olarak kullanamadı. Tehditleri etkili olmadı. Zira, Mülkiye ve Kurul, hücrelerimize kadar, Ülkeyi sevmeyi, hizmet etmeyi, çalışmayı ve pervasız olmayı öğretmişti.)
Rahmetli Egesoy’un nasihatları ile; tanımadığımız kişilerin çayını bile içmedik. Davet kabul etmedik. Hediye almadık. (Resmi hediyeleri de demirbaşa kaydettirdik.) Her adımımıza dikkat ettik. Mesai saati diye birşey düşünmedik. Mali konuları, çıkar hesaplarını hep geri plâna attik. (Bugün de, her Hesap Uzmanı, dışarıda çok daha fazla gelir elde edebileceği halde, büyük bir gayret ve fedâkarlıkla hizmetlerini sürdürmektedir. Hepsi, birer dürüstlük abidesi olarak, ülkeye kendilerini adamaya devam etmektedirler.)
Bizim dışımızda, eşlerimiz ve çocuklarımızda devamlı olarak, dikkatli davrandılar. Çevremizin daima mayınla çevrili olduğunu idrak ettiler.
Hesap Uzmanlığının muavinlik dönemine dayanmak, her babayiğitin harcı değildir. Müthiş bir çalışma ve eğitim temposu vardır. Şüphesiz, ehliyet imtihanı, işin en güç faslıdır. Ancak, bu zorlu dönemi geçiren kişilere, her türlü görev ve makam, gönül huzuru ile teslim edilebilir. Başarılı olunacağı konusunda, en küçük bir tereddüt bile duyulmaz.
Bize örnek olan “Üstadları” saysak, sahifeler almaz. Zira, hepsi ayrı ayrı, örnek teşkil etmişler, karakterlerimize damgalarını vurmuşlardır.
Rahmetli O. Baki Levent’ten sosyal ilişkileri; Rahmetli Adnan Barlas’tan geniş araştırmayı; İlhan Yengimol’dan titiz çalışmayı; Nevzat Kesan’dan disiplini; Şükrü Akgüngör’den limitsiz mesaiyi; İrfan Ermin’den dostluğu; Ahmet Bilgiç’ten ideal aile reisliğini; Mazhar Hiçşaşmaz, Adnan Azov, Mehmet Ali Canoğlu ve diğer üstadlardan muhasebeyi, Erdoğan Nirun’dan cömertliği, Yılmaz Özbalcı’dan vergi mevzuatını; Özerden Dibel’den güleryüzlü olmayı; Gökmen Noyan’dan ağabeyliği; Üner Birkan’dan klâsik batı müziğini; öğrendik. Velhasıl, her kıdemli uzman, bize ayrı bir örnek teşkil etti. Olgunlaşmamıza yardımcı oldu. Mesleği, ülkeyi, çalışmayı, sevdirdi. (Biz de, kendimizden sonrakilere örnek olmaya çalıştık.)
İşte, bu ideal ortam sayesinde, Hesap Uzmanları Kurulundan yüz kızardan tipler çıkmamıştır. Her dönemde örnek olarak gösterilmiştir.
Olayın araştırmacılık ve yayıncılık yönü, ayrı bir konudur.
Yurt içinde ve dışında, Hesap Uzmanları’nın yaptığı araştırmaları, vardıkları eserleri saymakla bitiremeyiz. Kurul kütüphanesi, bu konuda en ideal araştırma merkezi sayılabilir.
Bu araştırma, geniş düşünme, devamlı okuma ortamı sayesinde; bürokrasinin her kademesinde (başta Maliye Bakanlığı olmak üzere), tüm üniversitelerde, özel sektörün en önemli mevkilerinde, velhasıl her noktada, Kurul mensuplarının başarı ile hizmet verdiği görülmektedir.
Aynı eğitim ortamı, bütün Türkiye’ye de yardımcı olmakta, yön vermektedir. Hesap Uzmanlarının yazdığı eserleri; Hesap Uzmanları Derneğinin (başta Beyanname Düzenleme Kılavuzları olmak üzere) çıkardığı yayınlar ve “Vergi Dünyası” Dergisi, herkese (tam anlamı ile) kılavuzluk etmektedir.
Bugün, muhasebecilerden-mali müşavirlere; mükelleflerden-bürokratlara, kadar, herkesin kütüphanesinin en baş köşesinde bu eserler ve bu dergi yer almaktadır. Yol göstermektedir.
Bu yazıyı niçin yazdım? Hesap Uzmanları Kurulu’nun ve Mülkiye’nin bu övgülere ihtiyacı mı vardı?
Ne yazık ki, toplumumuzda teşekkür etmek; yapılan iyilikleri unutmamak, hasletleri gitgide azalmaktadır. Kişiler, kendilerinde keramet görmeye başlamış, her türlü müspet faktörün doğuştan itibaren var olduğuna inanmaya yönelmişlerdir.
Eğer, 37 yıllık hizmet süremde, kimseye boyun eğmemiş, hiçbir politik baskıya ve teklife kulak asmamış isem, bu kadar tuzaklara, kasıtlı teftişlere rağmen, mahkeme koridorlarında daima başım dik olmuş ise; çok şükür bulunduğum her görevin hakkını vermiş ve Türkiye’de belirli bir saygı uyandırmış isem; bundan en büyük pay, bizi eğitenlerdedir.
Yurt içinde ve dışında nereye gitsek, Türkiye için durup dinlenmeden çalışan kardeşlerimizi görürüz. Bunların büyük bölümünün Mülkiye ve Hesap Uzmanı çıkışlı olduğunu tespit ederiz.
Hesap Uzmanlığından ayrılalı 25 yıl olmasına rağmen, halâ kendimi bu Kurul’un mensubu sayıyor, tüm başarıları ile gurur duyuyorsam; bunu iyi analiz etmek ve minnet borcumun sebeblerini anlamak, gerekir.
(*): Vergi Dünyası Dergisi-Sayı 238, Haziran 2001
|