Hesap Uzmanları Kurulu Anasayfa Linkler İletişim Site Haritası
Hakkımızda
HUK Vizyonu
Başkanlarımız
Hesap Uzmanlığı Hakkında
Konferanslar
Röportajlar
Arşiv
 HUK > Makaleler
Kuruluşunun 61. Yılında Hesap Uzmanları Kurulu
Maliye Camiasının "Üstad"ları
61. Yılında Hesap Uzmanları Kurulu
61 yılın onuru; Maliye Hesap Uzmanları
Geçmişle Övünmek Yanında; Geleceği de Planlamak !...
61. Yıl Kutlaması
60. Yılında Hesap Uzmanları Kurulu
Hesap Uzmanları Kurulu'nun 60. Yılında Vergi Denetiminde Yeni arayış ve Yaklaşımlar
60'ncı Yılında Hesap Uzmanları Kurulu ve Hesap Uzmanları
Kayıtdışı Ekonomi ile Mücadelede Hesap Uzmanları Kurulu
Geçmişten.... Geleceğe! Hesap Uzmanları Kurulu"
Meyve Veren Çınar...
Kurulumuzun Dinamikleri
Hesap Uzmanları Kurulu
300'ü denetimde 1.200'ü yönetimde
Hesap Uzmanları Ocağı
59 Yaşında Parlayan Bir Yıldız "Hesap Uzmanları Kurulu"
Vergi Denetim Sistemi ve Hesap Uzmanları Kurulu
Türk Vergi Sistemi ve Hesap Uzmanları Kurulu
Hesap Uzmanları Kurulu 57 Yaşında
Hayatımıza Damgasını Vuranlar
Hesap Mütehassıslığından Hesap Uzmanlığına
Ülke hizmetinde 54 Yıl
Özdemir SORAN Üstad'ın Ardından
Özel Yaşamındaki Ali ALAYBEK
Altan TUFAN'ın İdeali Çağdaş Gelir İdaresi
N. Altan TUFAN (1939-1995)
Yarım Yüzyılın Ardından Hesap Uzmanları Kurulu
Zafer ÖZKAYNAK'ın Ardından
Hesap Uzmanlığı Mesleği
Click here for English


Hesap Mütehassıslığından Hesap Uzmanlığına (*)

Prof.Dr.Selahattin TUNCER
Eski Hesap Uzmanı


GİRİŞ

Hesap Uzmanları Kurulu 1945 yılında kurulmuş olmasına rağmen mesleğimizin oldukça eskiye dayanan bir geçmişi var. Ben bu yazı çerçevesinde vergi denetimi ile ilgili olarak, mesleğimizin köklerine inerek iz sürmek ve bu alanda bir deneme yapmak istiyorum. Hemen belirteyim ki, Türkiye’de beyana dayalı vergiler ile vergi denetimi arasında çok yakın ve sıkı bir ilişki vardır. Konuya bu açıdan baktığımız zaman, Hesap Uzmanlığının tarihi 1926’lara kadar uzanmaktadır.

1- 1925 Yılı: İlk ve Büyük Vergi Reformu

Cumhuriyet döneminde ilk ve önemli vergi reformu 1925 yılında 522 sayılı Kanunla Aşar’ın kaldırılması ile gerçekleşmiştir. Bu, çok önemli ve cesurane bir karardı. Cumhuriyet Hükûmeti altıyüz yıllık bir geçmişi olan ve ülkenin temel gelir kaynağı, toprak mahsulleri üzerinden % 10 oranında alınan vergiyi bir hamlede kaldırmış ve Hazine gerçekten büyük gelir kaybına uğramıştır. Aşar’ın kaldırılması bugün bile hala tartışma konusu olmaya devam ediyor. Bu konu bir yana bırakacak olursak, hükûmet gelir kaybını telâfi için iki kaynağa başvurmuştur.

Önce, imparatorluktan kalma, 1914 yılından beri uygulanmakta olan Temettü Vergisi yürürlükten kaldırılmış sonra da bunun yerine 1926 yılında 755 sayılı Kazanç Vergisi Kanunu getirilmiştir.

1926 tarihli yeni Kazanç Vergisi Kanununun önemli sayılacak bir özelliği, daha o yıllarda, beyanname usulüne geniş yer vermesiydi. Hatta yasada beyannamelerin ne şekilde ve nasıl inceleneceği de hükme bağlanmıştır. Bu amaçla, vergi beyannamelerinin incelenmesi ile görevli olmak üzere Tahakkuk Teftiş Memurluğu başlığı altında yeni bir kadro ihdas edilmiştir. Maliye Müfettişleri bir yana bırakılacak olursa, Türkiye’de vergi denetimi ile görevlendirilmiş ilk inceleme elemanı bunlardır. Ancak formasyonları ve deneyimleri yeterli olmayan Tahakkuk Teftiş Memurları, bu alanda başarılı olamamış bu kadrolar daha sonra kaldırılmıştır.

Aşar’ın boşluğunu gidermek için yürürlüğe konulan ikinci önemli vergi, umumi istihlak vergisi olmuştur. Bunu zaman içinde hususi istihlak vergisi izlemiş ve zaman içinde bunlar muamele vergisine dönüşmüştür. Beyana dayanan bu vergilerde de, kazanç vergisinde olduğu gibi, yeni inceleme elemanlarına ihtiyaç duyulmuştur.

Ancak bu tür elemanlar Bakanlık personelinden karşılanamadığı için, bu hizmetin piyasadan sağlanan ve serbest olarak çalışan muhasebecilere verilmesi uygun görülmüş, bunların sözleşmeli olarak çalıştırılması yoluna gidilmiştir.

Piyasadan tedarik edilen ve sözleşmeli olarak çalıştırılan elemanlara Hesap Mütehassısı diye yeni bir unvan verilmiş ve bunlar:

1) Kazanç vergisi hesap mütehassısları

2) Muamele vergisi hesap mütehassısları

olmak üzere iki sınıfa ayrılmıştır. İşin ilginç yanı, vergi denetimi yapan bu mütehassıslar devlet memuru olarak kadroya alınmamış, ücretleri de bütçenin (E) tertibinden ödenmiştir.

İş hacminin artması sonucunda hesap mütehassısalarının sayıları artırılmış, İstanbul dışında İzmir’de yeni gruplar teşkil olunarak defterdarlıklara bağlı ve bir Baş Hesap Mütehassısı yönetimi altında çalışmalarını sürdürmüşlerdir.

2- 1934 Yılında Kabul Edilen İki Vergi Yasası

Hesap Mütehassıslığının gelişmesi ve genişlemesi açısından 1934 yılında kabul edilen iki vergi kanunu önemli bir aşamadır. Bunlardan ilki 2395 sayılı Kazanç Vergisi Kanunu’dur. 1926 tarihli ilk Yasa ömrünü tamamlamış ve on yıla yaklaşan bir uygulamadan sonra Yasa’ya yeni bir şekil verilmiştir. Yine bu yıl içinde 2430 sayılı Muamele Vergisi Kanunu da yürürlüğe konulmuştur. Her iki yasa da beyannameli mükellefiyet alanını oldukça genişletmiş ve hesap mütehassıslığı mesleğini yeni bir düzen ve disiplin altına almıştır. Asıl önemli olan husus, Kazanç Vergisi Hesap Mütehassısları ve Muamele Vergisi Hesap Mütehassısları ilk kez vergi denetimi ile görevli elemanlar haline getirilmiş, yeni bir kimlik kazanmışlardır.

1934 tarih ve 2395 sayılı Kazanç Vergisi Kanunu içinde Hesap Mütehassıslarına ilişkin hükümler şöyledir:

1) Maliye Bakanlığının uygun göreceği yerlerde kazanç vergisi beyannamelerinin incelenmesi ile görevli yeminli Hesap Mütehassısları kullanılır.

2) Mütehassısların yüksek öğrenim görmüş ve Maliye Müfettişliğinde, Sayıştay Murakıplık veya üyeliğinde veya mali ve ticari işletmelerde en az beş yıl başarı ile çalışmış olmaları, muhasebe usullerini, Vergi ve Ticaret Kanunlarını iyi bilmeleri şarttır. Eşitlik halinde yabancı dil bilenler tercih olunur.

3) Hesap Mütehassıslarının görevleri, sayıları, ne şekilde çalışacakları, seçilme ve denetleme usulleri yönetmelikte gösterilir.

4) Hesap Mütehassısları, mükelleflerden, verginin tesbitine yarayacak her türlü hesabın ve bu hesaplara ilişkin belgelerin kendileri tarafından veya vekilleri aracılığı ile gönderilmesini yazılı olarak istiyebilirler.

5) Hesap Mütehassısları, resmi dairelerden ve kişilerden görevini kolaylaştırmaya yarayacak her türlü bilgi ve belgelerin, noterlerden kazanç vergisi ile ilgili hususların bilidirilmesini, bankalardan, borsalardan, şirketlerden, ticaret odalarından, meslek kuruluşlarından görevleri ile ilgili bilgilerin verilmesini yazı ile istemeye yetkilidirler.

Görüldüğü gibi 1934 yılında, vergi denetimi işinde prensip olarak Hesap Mütehassıslarının çalıştırılması kabul edilmiş, bunların atanma koşulları, nitelikleri, yetkileri, görevlerini yerine getirme şekilleri kanun hükmüne bağlanmış ve bir denetim örgütünün temeli atılmıştır. Fakat kadrolarının yine genel bütçenin E cetvelinde her yıl yeniden gösterilmesine devam edilmiştir.

Hesap Mütehassıslığına ait bu yasal statü, bazı ufak değişikliklerle 1945 yılının Mayıs ayı içinde kabul edilen 4709 sayılı kuruluş Kanunu’na kadar devam etmiştir.

3- 1950 Büyük Vergi Reformu

1950 yılının başında gerçekleşen “Büyük Vergi Reformu”nun hazırlık çalışmalarının başlangıcı 1943 yıllarına kadar geri gider. 1934 yılında ıslah edilen Kazanç Vergisi Kanunu ömrünü tamamlamış bulunuyordu. Objektif karakterli bu randıman vergisinin yerine yeni bir vergi sistemi ve vergi hukuk düzeninin kurulması gerekiyordu.

“Büyük Vergi Reformu”nun teorik alt yapısı o zamanlar İktisat Fakültesinde öğretim üyeliği yapan Prof. Dr. Fritz Neumark ile Müşavir Hesap Uzmanı Ali Alaybek ikilisi tarafından hazırlanmıştır. Model, modern bir gelir vergisi, kurumlar vergisi ve vergi usul kanunlarından oluşuyordu. Yurdumuzda bu tür bir vergi düzenin kurulup uygulamaya geçirilişinde, bu iki zatın emek ve katkıları çok büyük olmuştur.

Vergi reform hareketinin gelişen model çerçevesinde tasarı haline getirilmesi, Ankara’da kurulan karma bir komisyon tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu tasarı daha sonra 1945 yılında basılı hale getirilmiştir. Bu Tasarı zaman içinde geliştirilmiş ve 1949 yılında Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, Esnaf Vergisi ve Vergi Usul Kanunu başlıkları altında yasalaşmış ve 1950 yılı başından itibaren yürürlüğe girmiştir.

Hemen belirtelim ki, 1950’deki büyük vergi reformunun gerçekleşmesi kolay olmamıştır. O zamanki iş alemi Türkiye gibi az gelişmiş bir ülkede gelir ve kurumlar vergisi gibi modern vergi sisteminin uygulanmasının sosyal, ekonomik ve mali açılardan imkânsız olduğunu ileri sürerek Tasarılara karşı çıkmışlar ve tartışmalar yıllar boyu devam etmiştir.

1950 yılında gerçekleşen büyük vergi reformunda vergi denetimine de ayrı bir yer ayrılmış ve konunun önemi vurgulanmıştır. Yeni gelir ve kurumlar vergileri beyan esasına dayanan bir mükellefiyetti. Vergi beyanlarının denetime tabi tutulması gerekiyordu ve bunun için özel olarak yetişmiş denetim elemanlarına ihtiyaç vardı.

Devşirme yöntemi ile kurulmuş bulunan hesap mütehassıslığı mesleği bu hizmet için yeterli değildi. Vergi denetiminin inceleme tekniğine vakıf, dürüst, yüksek bilgi ve deneyim sahibi, görevini tarafsız şekilde yapabilecek uzmanlardan kurulması ve bunların mesleğin gereklerine göre kısa zamanda yetiştirilmesi zorunluğu doğmuştu.

Hesap mütehassıslığı mesleğinin son yıllarında yapılan değişikliklerle İstanbul’da çalışan hesap mütehassısları, defterdara bağlı bir baş mütehassısın yönetimi altıda çalışıyorlardı. Görev taksimi bu büro amiri mevkiindeki baş mütehassıs tarafından yapılıyordu. Artık meslek son dönemde oldukça düzenli bir büro haline gelmişti. Bu idari gelişmeye paralel olarak kadrolar sayıca artıyor ve fakat elemanlar idari ve mali teşkilata sokulmuyordu.

Son olarak hesap mütehassıslığında bir yenilik daha gerçekleşmiş, ilk kez hesap mütehassıs muavinliği ihdas edilmiş ve mesleğe yeni girmiş adayların bir mütehassıs yanında üç yıl süre ile staj yapmaları ve meslekte yetişmeleri kabul edilmiştir.

Bütün bu hazırlıklar yeni bir mesleğin doğumu için yapılan ön çalışmalar idi. Vergi reform çalışmaları, hareketli tartışmalar ortamında devam ediyordu. Hesap Mütehassıslığının ortadan kaldırılarak Maliye Bakanlığı bünyesinde, Teftiş Hey’etine paralel yeni bir hey’etin kurulması gündeme gelmiş ve hazırlanan tasarı TBMM‘de kabul edilerek 29 Mayıs 1945 tarihinde 4708 sayılı Kanun olarak yasalaşmıştır. Böylece Maliye Bakanlığı bünyesinde Hesap Uzmanları Kurulu doğmuş ve merkez örgütü içinde yerini almıştır.

Yasanın geçici maddesi gereğince, yasanın çıktığı tarihte hesap mütehassısı veya hesap mütehassıs muavini olarak görev yapan elemanlar bir defaya mahsus olmak üzere hesap uzmanı veya hesap uzman muavini olarak göreve devam hakkı kazanmışlardır.

4. Vergi Reformuna Paralel Yeni Denetim Örgütü: Hesap Uzmanları Kurulu

Büyük Vergi Reformu 1949 yılı sonlarına doğru gerçekleşmiş ve 1950 yılı başından itibaren uygulanmaya başlamıştır. Halbuki bu reforma paralel vergi denetim örgütünün kurulması 1945 yılının Mayıs ayı içinde gerçekleşmiştir. Böylece hesap uzmanları yeni vergi düzenine geçilinceye kadar kazanç vergisi ile muamele vergisinin uygulaması devam etmiştir. Beş yıllık bir sürede kazanç vergisi ve muamele vergisi beyannamelerinin incelenmesi sürdürülmüştür.

Hesap Uzmanları Kurulu’nun teşkili ile ilgili yasa tasarısının çalışmaları 1945 yılı başlarında başlamış ve aralıksız beş ay kadar sürmüştür. Bakanlık bünyesinde Maliye Teftiş Hey’etine paralel yeni bir kuruluşun hazırlık çalışmaları başlayınca bu yeni göreve “müktesep hak” olarak atanmak için Ankara’da Bakanlık bünyesi içinde hummalı bir kulis faaliyeti başladı. Yeni memuriyeti cazip hale getiren önemli bir etken de Uzmanların da tıpkı müfettişler gibi merkez dışında çalıştıkları sürede Harcirah Kanunu gereğince yevmiye almalarının öngörülmesi idi. O zamanki gündeliklerin aylık tutarı, orta dereceli bir maaşın üstüne çıkıyordu.

Kurulacak yeni Kurulda görev almak ve yevmiye avantajından yararlanmak için 1945 yılı başı ile 4709 sayılı Yasanın çıkışına kadarki beş aylık süre içinde hesap mütehassıslığı kadrosuna Bakanlık merkez kadrosundan toplu ve önemli transferler oldu. Kurulun nüvesini oluşturan bu atamalar üzerinde kısaca durmak ve bunları birkaç grup etrafında toplamak gerekecektir:

4.1. Yüksek Derecedeki Maliye Bakanlığı Bürokratları

Bunlar arasında Kurulun ilk Başkanlığını yapan Maliye Baş Müfettişi Abbas İdil, Maliye Bakanlığı merkez teşkilatında görev yapan genel müdür veya o derecedeki bürokratlar: İhsan Gürsan, Mürteza Yenal, Fahri Denkel ve İstanbul Muamele Vergi Dairesi Müdürü Adil Yücefer bulunuyordu. Üst kademedeki bu bürokratlar Kurul’a Müşavir veya Baş Hesap Uzmanı olarak atanmışlardır.

4.2. Ankara’da Görev Yapan Orta Dereceli Maliye Bakanlığı Mensupları

4709 sayılı Yasanın çıkmasından önce Ankara’da şube müdürü, şef veya sıra memuru olarak görev yapan orta dereceli Maliye Bakanlığı mensupları, oldukça kalabalık bir liste halinde peyderpey Kurul’a iltihak etmişlerdir. Bu isimleri şöyle sıralayabiliriz: Medeni Derkunt, Nihat Onat, Muzaffer Egesoy, Müfit Kutlan, İlyas Seçkin, Mazhar Durumun, Necati Akın, Haluk Uğurlu, Sezai Kurdoğlu, Ahmet Bilgiç, Ferhan Arkan, Temel Özdemir ve İstanbul Vergi Kontrol Bürosu Şefi İlhami Belger. Bu elemanların bir kısmı muavin olarak atandıkları için daha sonra ehliyet sınavına girmiş ve hesap uzmanı olmuşlardır.

4.3. 4709 sayılı Yasanın Yayımından Önce İstanbul’da Görev Yapan Hesap Mütehassısları ve Muavinleri

4709 sayılı Kanunun 1945 yılı Mayıs ayı sonlarına doğru yayımlanmasından önce, hesap mütehassıslığı statüsünde İstanbul Defterdarlığına bağlı iki ayrı grup mevcuttu. Bunlardan ilki Rasim Saydar’a bağlı Kazanç Vergisi Beyanname Tetkik Bürosu olup bu grupta 25 kadar hesap mütehassısı ve muavini görev yapıyordu. Bunların adlarını şöyle sıralayabiliriz: İbrahim Aykaç, O.Nuri Güven, Avni Kaptanoğlu, Nihat Akşit, Tahir Sarucan, Necati Karsel, Hayrullah Korgan, Hayri Çetin. Hesap Mütehassıs Muavini olarak görev yapanlar: Faruk Bilginoğlu, Adnan Azov, Fikret Gürbüz, M.Cevdet Kutadgu, Cihat Ethemoğlu, İsmet Kutadgu, Refik Seran, Nusret Kesler.

Rasim Saydar’ın emrindeki kazanç hesap mütehassıs ve muavinleri, yeni Kurula seçilmiş ve elenmiş olarak katılmışlardır.

Ali Alaybek’in başkanlığındaki Muamele Vergisi Hesap Mütehasları daha kalabalık bir grup oluşturuyordu. Gerek Hesap Mütehassısı ve gerekse muavin olarak yeni Hey’ete katılan elemanların bazı isimlerini şöyle: M.Ali Adalan, Muhtar Güredin, Rasim Duru, Fikri Ökte, M.Ali Camcıoğlu, Cemil Uzunoğlu, Hayrettin Saraçoğlu, Süleyman Ergüz, Ömer Berk, Faik Bulgulu, Selahattin Dumlu, Kamuran Kutlay, Nezihi Tüzünay, Müşerref Çallılar Hasan Çağlayan. Muamele hesap mütehassısları yeni Kurul’a tasfiyeye tabi tutulmadan tam kadro katılmışlardır.

İstanbul’da görev yapan bu gruplardaki hesap mütehassıs ve muavinleri 4709 sayılı Yasanın geçici maddesi özel hükmü gereğince, Hesap Uzmanı ve Hesap Uzman Muavini olarak Kurul’a katılmışlardır. Muavin olanlar daha sonra yeterlik sınavını girerek kazanmış ve Hesap Uzmanı unvanını almışlardır.

İstanbul’da kazanç ve muamele vergisi hesap mütehassısı olarak çalışan bu elemanlar, Kurul’un nüvesini oluşturmuşlardır.

4.4. Hesap Mütehassısları İzmir Grubu

4709 sayılı Yasanın yayımlanmaından önce İzmir’de yeni Defterdarlık emrinde görev yapan kazanç ve muamele hesap mütehasları mevcuttu. Bunların bir kısmı İstanbul’dan gönderilmişti. Başkanlığını Saim Altaca’nın yaptığı İzmir Grubunda Hesap Mütehassısı olarak Necdet Bayender, Fahri Keskin, Mustafa Elagözakal; muavin olarak Güzide Amark, Şevket Özlü ve Feyzi Birgili görev yapıyordu.

5. Hesap Uzman Muavinliğine Sınavla Giren İlk Promosyon

Hesap Uzmanları Kurulunda model olarak Maliye Teftiş Hey’eti esas alındığı için, 29.5.1945 tarihinden sonra Kurul’a atama ve torpil yolu ile girme dönemi kapanmıştı. Bundan sonra hesap uzman muavini olmak için, açılan giriş sınavını kazanmak gerekiyordu.

Bu amaçla ilk hesap uzman muavinliği giriş sınavı, Yasanın çıkışından altı ay sonra Kasım 1945 tarihinde açıldı. Uzun süreden beri bu tür bir giriş sınavı açılmadığı için, başvuru 400’e yakındı. Kıran kırana yazılı ve sözlü bir sınavdan sonra 20 aday başarılı oldu. Ben de bu talihliler arasında idim. 1945 yılının son günleri içinde hesap uzman yardımcılığına tayinimiz yapıldı ve İstanbul grubunda göreve başladık.

Hesap Uzmanları Kurulu o tarihte, yarı ahşap tarihi Defterdarlık binasının kuzey tarafına bakan bir büyük salon ile küçük bir grup odasından oluşuyordu. İstanbul grup başkanı Ali Alaybek bizi toplayarak bir konuşma yaptı. Önce hesap uzmanı olmanın koşullarını bu mesleğin niteliklerini belirtti. Sonra da yeni adayların çok büyük ekseriyetinin Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olmalarından dolayı bizden özür diledi. Çünkü Hesap Uzmanlığı mesleğinin artık sadece Yüksek Ticaret mezunlarına mahsus bir imtiyaz olmaktan çıktığını ve Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunlarının da bu alanda büyük başarı gösterdiğini belirterek bizleri kutladı.

Birinci promosyon olarak giriş sınavını kazanan ve hesap uzman muavini olarak atamaları yapılan adayların adlarını burada sıralamak istiyorum. Bunların hepsi meslekte temayüz etmiş ve daha sonraları gerek kamu kesiminde ve gerekse özel sektörde büyük başarı kazanmışlardır: Tarık Hatusil, Hakkı Karamete, Sabahattin Oğuz, Akgün Sarıdal, Tahir Şahin, Ziya Şenveli, Selahattin Tuncer, O.Nuri Torun, Muhsin Ülker, Muammer Ünsal, NurettinYüce, Necmi Yücel, Talat Beken, Melih Engür, Şahabettin Acar, Ethem Dardağan, Selahattin Bizdar, Arif Durmuşoğlu, Kazım Erenyol ve Nuri Gevrek.

1945 yılının son haftası içinde İstanbul Grubunda göreve başladığımız zaman manzara-i umumiye şöyle idi: Önce Hesap Uzmanları Kurulu İstanbul Grubu “Babil kulesi” gibi bir görünüş arzediyordu. Kurulda Maliye Bakanlığının üst ve alt düzey bürokratları, meslekte isim yapmış eski hesap mütehassısları, Kanunun yayımlanmasından önce mesleğe değişik yollarla katılmış muavinler ve grup başkanı ve yardımcısı olarak imtiyazlı yönetici sınıfı. Doğrusu eskiler Kurula sınavla katılan yeni adayları bir hayli yadırgadılar, birbirimize alışmamız pek de kolay olmadı.

6. Müşavir Hesap Uzmanı Rasim Saydar Yanında İlk Staj

1945 yılı Aralık ayı sonlarına doğru Hesap Uzman Muavinliğine atanmam yapıldıktan sonra üç ayrı hesap uzmanı yanında bir yıl kadar staj yaptım. Bunlardan en önemlisi kuşkusuz Rasim Saydar’ın yanında altı ay süre ile yaptığım çalışmadır. Bu zatı yeni kuşak hesap uzmanları pek tanımazlar. Halbuki Rasim Saydar’ın Hesap Uzmanları Kurulu’nun tarihinde önemli ve ağırlıklı bir yeri vardır.

Rasim Saydar 1901 yılında İzmir-Yenicede doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini burada tamamlamış ve 1925 yılında İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebinden mezun olmuştur. İlk memuriyeti Antalya’da yeni kurulan Ticaret Mektebinde muhasebe muallimliği olmuş daha sonra iktisadi devlet teşekkülrenide muhasebe müdürü olarak görev yapmıştır. İstanbul Defterdarlığı nezdinde kurulan Beyanname Tetkik Bürosunda hesap mütehassısı ve büro şefi olarak uzun yıllar çalışmış HUK’un kuruluşu sırasında Baş Hesap Uzmanlığına atanmış daha sonra da Müşavir Hesap Uzmanı olmuştur. Rasim Saydar’ın asıl mesleği yanında hocalığı da pek ünlüdür. Çünkü bu zat önce Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebinde ve daha sonra da İktisat Fakültesinde uzun yıllar öğretim görevliliği yapmış ve binlerce öğrenci yetiştirmiştir. Rasim Saydar 1956 yılında Hesap Uzmanlığından emekli olmuş ve Muhasebe Hocalığı ölüm tarihi olan 1966 yılına kadar devam etmiştir.

Belki biraz mübalağa olacak ama, Rasim Saydar “gelmiş geçmiş en büyük hesap uzmanı”dır. Çok sert ve ciddi hocalığı yanında, kendisi ciddi, çalışkan, bildiğini iyi bilen, muhasebe ve denetim bilgisi sağlam bir meslek mensubu idi. Gittiği her yerde itibar görür, bilgisi, görgüsü ve efendi hali ile saygınlık yaratırdı. Hesap uzmanlığının geniş ölçüde muhasebe bilgisine dayandığını savunur ve muavinleri zaman zaman muhasebe bilmemekle suçlardı. Bu yüzden ilk sınavlı promosyon olan bizleri düzenlediği özel kurslarla muhasebe açısından daima takviye etmiştir.

1946 yılının ilk ayında muavin olarak yanında göreve başladığım zaman Müşavir Hesap Uzmanı Rasim Saydar Hoca, Karaköy Perşembe Pazarı Kurşunlu Han’ın üçüncü katındaki Muamele Vergi Dairesi Müdürlüğüne ait bir odada çalışıyordu. Kendisini ziyarete gitmeden önce, Hocanın çok sert olduğunu dikkatli davranmamı eski öğrencileri özellikle hatırlattılar. Ben de çekinerek yanına gittim ve huzuruna çıktım.

Hoca o tarihte Kurşunlu Han’ da “sürgünde” olduğu için canı sıkkındı. Gelişimden pek memnun olmadı. Fakat zaman içinde aramızdaki buzlar eridi ve yakınlık başladı. O tarihte Rasim Saydar’ın Envanter ve Bilanço adlı kitabının ikinci baskısı yapılıyordu. Ben dizgi, baskı ve tashih işlerinden anladığım için, kendisine yardımcı oldum ve pek hoşuna gitti. Zamanla sual hazırlanması, sınav kağıtlarının değerlenmesinde de kendisine asistanlık yaptım. Böylece Hoca ile ilişkilerimiz Uzman-muavin ilişkilerinin ötesinde bir dostluk ve yakınlığa döndü. Üç aylık staj sonunda Rasim Saydar bu sürenin üç ay daha uzatılmasını önerdi ve ben de memnuniyetle kabul ederek birlikte 1946 yılı ilkbaharında Samsun’a ilk turnemizi yaptık.

Ben o zamanlar şiir ve edebiyat ile çok yakından ilgileniyordum. Samsun turnesinde vergi incelemesi dışında şiir ve edebiyat konusunda karşılıklı sohbet ediyor ve görüş alışverişinde bulunuyorduk. Hoca bana büyük İngiliz yazarı Carlyle’ın Reşat Nuri tarafından Türkçeye çevrilen Kahramanlar adlı eserini verdi. Yazarın savunduğu “tarihi büyük insanlar yapar” tezi hariç, kitabı zevkle okudum. Fakat Rasim Saydar’a yeni şiir akımını sevdirme babında pek başarılı olamadım.

7. İlk Badire

1950 yılında Demokrat Parti iktidara gelmiş ve Maliye Müfettişi kökenli Halil Ayan Maliye Bakanı olmuştu. Bu zatın Kurul’a karşı büyük husumeti vardı. İlk icraat olarak Hesap Uzmanlarının merkezlerini değiştirerek yevmiyeleri kesti ve on kadar muamele vergisi kökenli hesap uzmanını defterdar, itiraz komisyonu üyesi, gibi sabit görevlere tayin ederek Kurul’da büyük bir huzursuzluk yarattı. O yıl Kurul gerçekten büyük bir kriz yaşadı, birçok eleman bu mesleğin geleceği parlak değil endişesi ile meslek ve iş değiştirmek zorunda kaldılar. Basın ve kamuoyunun desteği ile Halil Ayan’ın başlattığı kampanya pek uzun sürmeyerek kapandı. O yıllardan sonra hey’et kendi çizgisinde her yıl kadrosuna katılan yeni elemanlarla güçlendi ve gelişti. Gerçekten bir Ekol haline geldi.

8. Hesap Uzmanının Asli Görevi Vergi Denetimidir

Rasim Saydar’a göre hesap uzmanının asli görevi vergi denetimidir. Her ne kadar Yasa’da etüd ve araştırma görevi verilmişse de, bu ikinci derecede kalmaktadır. Bu yüzden Kurul’da yıllarca turneye çıkmayan, çantayı ele alıp mükellef nezdinde vergi incelemesi yapmayan imtiyazlı bir zümreye fena halde içerlerdi. Bu eleştiride büyük gerçek payı yatıyordu. Benim Kurul’da görev yaptığım 18 yıllık süre içinde “ağır işçi” sınıfına giren büyük kütle, gerek merkezde ve gerekse aylar süren uzun ve yıpratıcı turnelerde ezilirken, “ilmiye” sınıfına mensup küçük bir azınlık, kurulan Vergi Reform Komisyonlarında yıllar boyu süren çalışmalar yapmış, turneye çıkmadan ve vergi incelemesi yapmadan mesleği tamamlamışlardır. Bu gerçekten büyük haksızlıktı. Çünkü mesai sonunda hazırlanan altı ciltlik Reform Komisyon Raporlarının ülkeye hiçbir yararı olmamıştır. Bu açıdan rahmetli Hocanın “Spekülasyon” dediği bilimsel çalışmalar Kurul’a fazla birşey kazandırmamıştır. Hesap Uzmanları Kurulu, mesleki etüd ve araştırmalar yapan, ancak Üniversitelerin bir Fakültesi veya Enstitüsü değildir. Bu tür bilimsel çalışmaların akademik kariyer çerçevesinde yapılması gerekir.

Bu eleştirelerden sonra tesbit ettiğim bir gerçeği açıklamak istiyorum: Rasim Saydar çok iyi bir hesap uzmanı ve çok iyi bir vergi inceleme elemanı idi. Kendisi ile beraber çalıştığımız yıllarda gittiğimiz her müessesede bu yönünü yakından gördüm ve hayranlık duydum. Özellikle 1946 yılındaki Samsun Turnesi ve bu turne sonunda o ilin Valisi ve Defterdarı başta olmak üzere T.C. Merkez Bankası ve Ziraat Bankası Şube Müdürlerinin şerefimize verdikleri veda yemeğinde yapılan konuşmalarda Rasim Beye sunulan övgü ve takdirler göz yaşartıcı olmuştur. Ziraat Bankası Müdürü duygularını “Bu teftiş, Cumhuriyetin kuruluşundan sonra Samsun’da gerçekleşen ilk ve önemli bir olaydır” şeklinde ifade etmiş, kadehini onun şerefine kaldırmıştır. Sevimsiz bir vergi incelemesinde, Rasim Saydar’ın bu sevgi ve takdiri toplaması O’nun şahsından ziyade mesleki bilgi deneyiminden kaynaklanıyordu.


(*): Vergi Dünyası Dergisi-Sayı 238, Haziran 2001
Her hakkı saklıdır. © 2006 HUK.