(Vergi Dünyası Dergisi: Sayı :292, Aralık 2005)
ayın üstadım bildiğiniz üzere, bir süredir, tecrübelerinin kamuoyuna aktarılması için ülkemize ve hesap uzmanları camiasına önemli katkıları olmuş üstadlarımızla röportajlar yapmaktayız. Bu birikim ve tecrübelerinizi bizimle paylaşma fırsatını sunduğunuz için teşekkür ederiz. Öncelikle Hesap Uzmanlığı mesleğine seçme nedeninizden başlarsak neler söylersiniz?
Bildiğiniz gibi Siyasal Bilgiler Okulu mali şubeden mezun olanların geleceğini sağlam mevkilere emanet edebilmeleri için mutlak surette bir imtihan geçirmek zorunluluğu vardır. Siyasal Bilgiler Okulu'ndan mezun olduktan sonra hangi mesleği seçmemizin daha isabetli olacağı hususunda kendi kendimize bir seçim hazırlığı zorunluluğu ile karşı karşıya kaldık. Benim Siyasal Bilgiler Okulu'ndan mezun olduğum seneler yeni bir grubun teşekkülü konusunda çalışmalar yapılıyordu. Bilhassa o dönemde Maliye Bakanlığı'nda gelirler üzerine büyük bir reformun hazırlığı yapılmaktaydı. O dönem Maliye Bakanlığı'nda önemli sayılabilecek kurulların başında Maliye Teftiş Kurulu gelmekteydi. Bu heyetin yanında Hesap Uzmanları Kurulu yeni kuruluyordu ve büyük bir iddiayla bu kurulun teşekkülü konusunda çalışmalar yapıldığını öğrenmiş bulunuyorduk ve kendi hayatımıza istikamet verecek ve bizi yakın gelecekte sağlam bir meslek sahibi yapacak yerin burası olduğuna kanaat getirdim. Hesap Uzmanları Kurulu'na intisap etmek için yapmış olduğum gayretlerin başında Hesap Uzmanlığı mesleğine seçilmek için yapılacak olan seçim müsabakasına katılmak oldu.
Şimdi benim burada anlatmak istediğim başka bir konu var. Biliyorsunuz Türkiye'de o tarihlerde vergi sistemimizde çağdaş olmayan bir sistem mevcuttu. Hem modern hem çağdaş hem de daha bilimsel bir reforma ihtiyaç olduğu bir dönemde Hesap Uzmanlığı giriş imtihanını kazanarak bu camianın içerisinde yer almış olmaktan dolayı büyük bir gurur ve mutluluk hissettim. Hatırlarsanız o dönemlerde Gelir Vergisi yerine Kazanç Vergisi sistemi ve Gider Vergisi yerine İstihsal Vergisi adı altında bir vergi sistemi vardı. Her ikisi de bilimsel açıdan değerlendirildiğinde çağdaş olmayan sistemlerdi. Mutlak surette Gelir Vergisinde, Gider Vergilerinde ve buna bağlı olarak Vergi Usul Kanunu'nda reforma ihtiyaç vardı. Gelişmiş ülkelerdeki uygulamalara paralel bir vergi sistemine ihtiyaç bulunmaktaydı. İşte benim Hesap Uzmanları Kurulu'na intisabım böyle bir döneme rast gelmektedir. İlk defa olarak Gelir Vergisi ve Gider Vergileri konusunda yapılan modern ve gerçekten bilimsel ve çağdaş bir vergi sisteminin kurulduğu günlerde bu heyetin üyesi olma şansına sahip olanlardan biri olmaktan dolayı büyük gurur duymaktayım.
Üstad Kurula yeni girdiğiniz dönemlerde hangi üstatlarla refakat yapma imkanı buldunuz ve o döneme ilişkin unutamayacağınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?
Bizim Siyasal Bilgiler Okulu'ndan mezun olur olmaz ilk açılan imtihanda bu Kurula intisap etmiş olmamız ayrı bir şanstır. Çünkü bu kurul kurulduğu zaman dışarıdan seçilmiş, kişilik sahibi ve yöneticiliğiyle tanınmış kimseler atamayla heyetimize intisap etmişlerdir. şimdi burada ben şunu itiraf etmek zorundayım ki refakatlerde beraber çalışma imkanı bulduğum üstatları bütün hayatım boyunca yad ederim ve kendilerini hayatım boyunca minnetle anmışımdır. Anmaktayım da. Ben ilk defa yanında muavinlik yapma imkanını bulduğum Hesap Uzmanı üstadımız Saim ALTACA'yı büyük bir saygıyla anmak istiyorum. Kendisi Hesap Uzmanları Kurulu İzmir Grup Başkanıydı ve Kütahya turnesinde onun muavinliğini yaptım ve kendisini yakından tanıma fırsatı buldum. Şayanı hayret derecede vazifesine düşkün, temsil yeteneği fevkalade olan bir üstadımızdı.
Kütahya turnesinde o zamanki Kütahya Valisıni ziyaretinde beni de yanına alıp vali beyle tanıştırmıştı ve bu suretle mesleğimin ne derece önemli bir geleceği olduğu hususunda bana ayrıca bir zevk ve mutluluk vermiştir. Bunun dışında tabi ki birlikte çalışmış olduğum çok üstadlar vardır. Bu üstadları evvela isimleri ile yad etmek istiyorum. Ali ALAYBEK, Rasim DURU, Adil YÜCEFER, İhsan GÜRSAN, bunların yanında hayatım boyunca bana büyük kazanımlar sağlayan Müşerref ÇALLILAR ve İsmet KUTADGU'yu anmak isterim. Bu Hesap Uzmanı üstadlarımızın bize kazandırmış oldukları kişilik ve bilgi ve mesleki tecrübelerin bizim yetişmemizde ve önemli mevkilere ulaşmamızda önemli etkileri olmuştur. Hayatımızın her safhasında daima ön sıralarda yer almamızı sağlayan önemli kişiler olup hepsini tekrar saygı ve minnetle yad etmek istiyorum.
Üstad, Hesap Uzmanı olarak çalıştığınız dönemde Hesap Uzmanları arasında ilişkiler nasıldı, turneler nasıl geçiyordu ve ne gibi sıkıntılarla karşılaşıyordunuz?
Biliyorsunuz Hesap Uzmanları Kurulu teşekkül ettikten sonra Gelir Vergisi ve Gider Vergileri ve Vergi Usul Kanunu yürürlüğe girdikten sonra bu reform niteliğinde olan kanunların uygulanmasında Hesap Uzmanları önemli görevler almışlardır. Bu arada şunu da hatırlatmak isterim. O dönemde Hesap Uzmanları reform kanunlarının Türkiye'de yaygın ve etkin bir şekilde uygulanmasının sağlanmasında başlı başına görev almışlardır ve bu görevlerinde önemli hamleler yaparak büyük gayretlerini bütün vergi camiası yakından izlemiştir. Bunun için biliyorsunuz önce Hesap Uzmanları bu reformların yapılmasında kendi içerisinde uzmanlaşmış, gereken incelemeleri yapmış, kanunlara hakim olmuş, ondan sonra da bütün vilayetlere dağılarak o vilayetlerde kurslar açarak vergi ile ilgili bütün sınıflara hitap edecek şekilde kursları büyük bir başarı ile yürütmüşlerdir. Tarsus ve Gaziantep'teki kursları grup başkanı olarak ben idare ettim. Bu konferansları bizzat ben tertip ettim. Her gittiğimiz yerde yapmış olduğumuz bu hizmetin takdirle karşılandığını gördüm ve bu durum beni çok mutlu etti. Bu vesileyle vergi reformlarının çalışmaları esnasında büyük gayretleri bulunan ve reformların mimarı Ali ALAYBEK'in taktirlerine mazhar olan Osman Nuri TORUN ve Orhan GÜRELİ 'yi de anmakla müstesna bir gurur duymaktayım.
Gelelim turnelerin sureti cereyanına, nasıl yapıyorduk biz bu turneleri. Turnelerde Hesap Uzmanları grubu teşekkül ediyordu. Her vilayete giden arkadaşlar sanki bir ailenin fertleri şeklinde birbirleriyle olan kıdem farkları dolayısıyla saygı ve sevgi esasına dayanarak büyük bir tesanüt içerisinde görev yapıyorlardı. Öyle bir noktaya geldi ki bu turneler sayesinde Hesap Uzmanları Kurulu'nun mensupları arasında bir aile camiasının yakınlığı ve yüksek derecede bir dostluk teşekkül etmiştir. Yalnız gittiğimiz vilayetlerde değil bu zamanla heyetin bütün üyelerine sirayet eden bir olgu olmuş, saygı ve sevginin oluşmasına ve bu ilişkinin hayat boyu devam etmesine sebep olmuştur. Bu bakımdan turnelerin ve turnelerde arkadaşlık ettiğim Hesap Uzmanı üstad ve arkadaşlarımın hayatımda ayrı bir yeri olmuştur.
Üstad, uluslararası teşekküllerde (NATO'da yeni adıyla Avrupa Kalkınma Bankası eski adıyla Avrupa İskan Fonu'nda) üst düzey görevlerde bulundunuz. Bu görevleriniz esnasında Hesap Uzmanları Kurulu'nun size vermiş olduğu formasyonun Hesap Uzmanı kimliğinin ne gibi faydalarını gördünüz.
Benim mesleki hayatımın hasbelkader gelişimi mesleğimin yurt dışı istikametinde gelişmesi şeklinde oldu. Bunun ilk ayağını oluşturan NATO'daki görevim olup Kurul Başkanlığının bir duyurusuyla hayatımda yeni bir sayfa açılmış oldu. Bu duyuruda NATO'da milletlerarası bir memuriyet, daha ziyade Hesap Uzmanlarında aranan vasıfları içeren bir görev olduğunu ve isteyen arkadaşların katılabileceğini zamanın kurul başkanı bizlere bildirmişti. Bu sınavlardan birine de ben müracaat ettim. Bu müracaatım sonunda yapılan milletlerarası bir müsabaka neticesinde bu teşkilatta görev alma imkanı buldum ve 6 sene boyunca NATO'da Maliye bölümünde muhasebe bölüm şefi olarak görev yaptım. Bu görevimde şunları öğrenmiş oldum. Milletlerarası bir teşkilatta bilançonun çıkarılması ve 6 ayda bir mizanların çıkarılması ve bunların ilgili makamlara sunulmasını öğrendim. Milletlerarası teşkilatlarda çalışmamın bana bir takım kazanımları olmakla birlikte; burada çalıştığım müddet zarfındaki bütün başarılarımda Hesap Uzmanlığı mesleğinde edinmiş olduğum bilgi ve tecrübe birikiminin çok faydasını gördüm. Bu görevlerim esnasında Hesap Uzmanlığının mensuplarına kazandırmış olduğu tecrübe ve deneyimlerin önemine bir kez daha şahit oldum. Özellikle de Hesap Uzmanlığım sırasında öğrenmiş olduğum muhasebe usullerinin büyük faydasını gördüm. Bu suretle benim hayatımın önemli bölümünü teşkil eden NATO teşkilatındaki çalışmalarımın semeresi ve bana kazandırdığı deneyimler büyük oldu. Hiç bir zaman unutamayacağım imkanlar kazandırdı. İlk yurtdışı görevim milletlerarası bir teşkilata bir müsabaka sonunda ve oranın kendi elemanı olarak başladı. Türkiye'ye tekrar döndüğümde lisan bilme avantajı ve bu tecrübem dikkate alınarak Maliye Bakanlığı tarafından bu dönemde Avrupa Kalkınma Bankası, daha önceki ismiyle Avrupa İskan Fonu'nda Yönetim Kurulu üyeliğine atandım. Üç ayda bir Yönetim kurulu toplantılarına katılmak suretiyle bu görevim 13 sene boyunca devam etti. Tabi bu görev de yine tamamen Hesap Uzmanı kariyerinde olup da lisan bakımından güçlü olan kimselere açılan bir kapıydı.
Şimdi Avrupa Kalkınma Bankasının özelliklerini söylemek istiyorum. Burası daha ziyade halka açık anonim şirketler, belediyeler, felaket görmüş bölgelere yardım sağlamak maksadıyla kurulan bir teşkilattır. Bu teşkilatta yönetim kurulu üyeliği yaptığım günlerde ne gibi hizmetler verdiğine ilişkin bir değerlendirme yaptım ve baktım ki Türkiye diğer yararlanan memleketler arasında en geride bulunmakta, buraya dört elle sarılarak, bu konudaki boşluğu doldurmak için süratle faaliyete geçtim. Evvela bu teşkilatın tanıtılması hususunda Türkiye genelinde ziyaretler yaptım ve ilgililere duyurularda bulundum. Netice itibariyle Avrupa İskan Fonunun proje bazında yapmış olduğu yardımlarıyla Türkiye'yi tanıştırmış oldum. Görev sürem boyunca proje bazında toplam 1,2 milyar USD düşük faizli daha atraktif şartlara haiz kredinin Türkiye'ye intikalini sağladım. Bu sayede yapılmış olan bir çok tesisi hala zaman zaman gidip ziyaret etmekteyim. Avrupa Kalkınma Bankası daha ziyade kapitalist olmayan, geniş halk kitlelerini ilgilendiren, refahın dağıtılmasını ve yaygınlaştırılmasını sağlayan projelere öncelik veren bir teşkilat olduğu için bu konudaki yapmış olduğum gayretlerin semereleri, halen geniş halk kitlelerini ilgilendiren şirketler olsun, özel şirketler olsun belediyeler olsun hepsi bu sayede imkanlara kavuşmuşlar ve özellikle toplu konut projeleri başta olmak üzere devamlı bir kaynak (dış kaynak) sağlamışlardır. Avrupa Kalkınma Bankasının vermiş olduğu krediler diğer kredi veren milletlerarası teşkilatlar içinde en ehven şartlarla ve daha teşvik edici koşullarla ilgili projelere tahsis edilmiştir.
Hem ülkemiz bürokrasisinde hem de uluslararası teşkilatlarda üst düzey görevler yapmış biri olarak ülkemiz bürokrasisinin gerek sistem, gerek personel kalitesi bağlamında ne gibi eksikleri bulunmaktadır?
Son mesleki görevim olarak Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü, Yönetim Kurulu Başkanlığı'na atandım. Tabii daha önce size bahsettiğim gibi yurtdışına yönelik çalışmalarım dolayısıyla kendime dünya teşkilatlarıyla irtibat kurmayı misyon edindim. Türkiye'ye yararlı olmak ve Türkiye'yi dünya çapında teşkilatlarda tanıtmak maksadıyla ister istemez ilk işim olarak Avrupa Devlet Piyangoları Birliği Teşkilatına ve Dünya Devlet Piyangoları Birliğine üye olarak katılma kararı aldım. Atanmamdan sonra iki sene içerisinde onların yapmış oldukları toplantılara ve kongrelerine katılmak suretiyle Türkiye'yi tanıtma gayreti içine girdim ve pek tabi olarak bu göreve daha yeni atanmış olmama rağmen Bangok'ta yapılan bir kongrede bizzat bu teşkilatın genel sekreteri tarafından adaylığımın konulması halinde kazanma şansımın olacağı haberi bana ulaştırıldı. Bunun üzerine Dışişleri Bakanlığı ile yaptığım mütalaa sonunda adaylığım teşvik edildi ve Bangokta yapılan kongrede gizli oyla yapılan bir Genel Kurul toplantısında üç aday arasından seçildiğim ilan edildi. Ben tabi bu olaydan dolayı bu kadar çabuk bu önemli mevkiye getirileceğimi kestirmeme rağmen baktım ki büyük bir oy farkıyla bu göreve seçildim burada Türkiye'yi tanıtıcı, Türkiye'yi anlatıcı bir konuşma yaparak, Türkiye'nin bu gibi kongrelere açık olduğunu, Türkiye'nin bu kongrelere daha parlak ve herkesi memnun edecek organizasyonu hazırlayabilecek nitelikte olduğunu bütün üyelere gayet açık bir ifade ile bildirdim. Bu görevi iki sene genel başkan, iki sene de genel başkan yardımcısı olarak dört yıl yürüttüm. Şimdi benim anladığım şu bir taraftan NATO teşkilatında diğer taraftan Avrupa Kalkınma Bankasında, Dünya Piyangolar Birliğinde kazandığım tecrübeleri size özetlemek istiyorum. Gördüğüm kadarıyla bütün Avrupa ülkelerinde bilhassa gelişmiş memleketlerde bürokrasi daha objektif daha şeffaf ve daha açık şekilde yürümektedir. Yani herhangi bir noktaya oranın gerektirdiği vasıflara haiz olanların göreve getirildiğini, bunun dışında bürokrasinin çalışmasında ve kurulmasında daha objektif kriterlerin ağır bastığını gözlemiş bulunuyorum. Bütün mevkilere, bütün çalışılan hiyerarşik yerlere layık olan insanların gelmesini sağlayan metodlar geliştirilmiştir. Bunun sayesinde bugünkü konumlarına gelmişlerdir. Daha çok işin erbabı olan kişilere o işlerin tevdi edildiğini şayanı hayretle gözlemledim.
Üstad yürürlükte olan vergi sistemimize ilişkin düşünceleriniz nelerdir? Mevcut sistemin ne gibi eksiklikleri bulunmaktadır ve bu eksiklikleri gidermek için ne gibi değişikliklerin yapılması gerekmektedir?
Biliyorsunuz biz vergi sistemlerimizde reformları başarıyla yasallaştırmışızdır ve bunların uygulamasında bütün maliye camiası büyük gayretler içerisindedir. Fakat bizim hala çözemediğimiz (Hem Maliye Bakanlığı olarak hem de memleket olarak) en önemli mevzu kayıt dışı gelirlerin kontrol altına alınması hususudur. Bu konuda büyük güçlüklerle karşılaşılmaktadır. Türkiye'nin dışa ve içe dönük borçlarının artmasında kayıt dışı işlemlere hakim olamamanın büyük hisseleri vardır. Benim şahsi kanaatime göre muhakkak surette bir çok vergi reformları yapmamıza ve en modern en çağdaş sistemleri memleketimize yasalaştırmak suretiyle kazandırmış olmamıza rağmen halen bu kayıt dışı gelirlerin kontrol altına alınmaması ekonomik düzenimizde, bir nevi açıklar yaratmakta ve ülkemiz bir türlü borçlarından kurtulma noktasına gelememiş olmaktadır. Şu anda bizim vergi sistemimiz aslında her şeyi mükemmel kapsamış olmasına rağmen bu noktada (Kayıt dışı gelirlerin kontrol altına alınması noktasında) bizim akademisyen olan mensuplarımızın mutlak surette vergi sistemindeki açık kalmış olan bu bölümün kesin bir şekilde düzeltilmesine ilişkin çalışmaları ivedilikle yapmaları gerektiği kanaatindeyim. En çok üzerinde düşündüğüm ve beni endişelendiren devamlı olarak neşemi kaçıran bu açığın doldurulması konusunda çalışmaların çok hızlı bir şekilde yapılması gerektiği kanaatindeyim.
Gelecekte bürokraside ülkemizi üst düzeyde temsil edecek genç bürokrat adayları için biliyorsunuz farklı sistemleri görmek farklı tecrübeleri yaşamak, özellikle de gelişmiş ülkelerin sistemlerini öğrenmek çok önemli bir konudur. Bu konuda yapılması gerekenler nelerdir ve bu adaylara ne gibi yatırımlar yapılmalıdır?
Vergi Dünyası mecmuasını devamlı olarak takip eden ve içeriğini takip etmekle kalmayıp diğer yakın arkadaşlarıma telkin ettiğim bir nokta var. Mecmuayı dikkatle okuyan ve takip eden arkadaşların da ortak görüşü bu mecmua yalnız içerik bakımından değil aynı zamanda yapmış olduğu yorumlar bakımından da yalnız makale mecmuası değil aynı zamanda yorum yapan ve dünya ekonomisini yakından takip eden buna ait önemli olayları ortaya koyan bir tarafı da var. Bu bakımdan da mecmuanın hazırlanmasında emeği geçenleri kutlamak istiyorum. Hesap Uzmanlarının bizim yetiştiğimiz zamana nazaran daha dinamik, daha yaratıcı, daha yapıcı bir formasyona sahip olduklarını görmekle ayrıca gurur duyuyorum ve tebrik etmek istiyorum. Hesap Uzmanları yalnız kaliteli incelemeler yapmaktan çok bir o kadar da akademik çalışmalar yaptıklarından ve bu akademik çalışmaları sonucunda da memlekete yapıcı ve yaratıcı katkılarda bulunduklarından ayrıca gurur duymaktayım. Bunun için de Hesap Uzmanı arkadaşlarımızın Avrupa'da yapacakları incelemelerde yalnız bulundukları memleketlerin vergi sistemlerini incelemekle kalmayıp, aynı zamanda akademik çalışmalara da ağırlık vermeleri gerektiği düşüncesindeyim.
İçinde bulunduğumuz dönem itibariyle ülkemiz ekonomisini nasıl görüyorsunuz? Ne gibi yeniliklerin yapılması gerekmektedir, sizce ülkemizin en önemli problemi nedir?
Türkiye'nin ekonomik kalkınması gözle görülecek şekilde bir ivme, bir hızlı gelişme arifesinde olduğumuz intibaını veriyor. Diğer taraftan şunu kabul etmek lazımdır ki vergi sistemi hiç bir zaman kalkınmaya engel bir unsur olarak görülmemeli, bilakis vergi sistemi vergi politikasıyla Türkiye'nin kalkınmasına yardımcı ve bu durumu teşvik edici niteliklere sahip olması gerekmektedir. Bunun için de Türkiye'de vergi sistemleri ile ekonomik kalkınma arasındaki bağlantıya ilişkin çok ciddi çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu konuda mutlak surette Türkiye'nin bütün entelektüel maliyecileri arasında bir tesanüd oluşmalı ve Türkiye'de mali ekonomi politikasının kurulması sağlanmalıdır. Hiç bir ayrılık düşünmeden Türkiye'nin kalkınma imkanlarını sağlayacak yöntemlerin bulunması, Türkiye'nin geleceği bakımından fevkalade önemlidir. Bunun için de Türkiye'nin uzun zamandan beri yapılmış olan ekonomik politikalarındaki hataların düzeltilmesi ve Türkiye'nin mutlak surette dış ve iç borçlardan arındırılması ve bütün kuvvetiyle gelirlerin yapıcı ve yaratıcı bir yatırım politikasına kanalize edilmesi ve en büyük problemlerimizden bir tanesini teşkil eden işsizlik konusunun halledilmesi, diğer taraftan Türk Parasının kıymetini muhafaza etmek suretiyle enflasyonun düşürülmesi (yenilmesi) ve bütün bunların sonucu olarak da milli gelirin vatandaşlar arasında adaletle dağıtılmasını sağlayacak metodlara öncelik verilmesi gerektiği kanaatindeyim.
Genç meslektaşlarımıza ve okurlarımıza işgal ettikleri mevkilerde daha başarılı olabilmeleri ve uluslararası teşekküllerde sizin gibi hem daha sıklıkla hem de başarıyla görev alabilmeleri adına ne gibi tavsiyeleriniz olacak?
Biliyorsunuz Hesap Uzmanları şayanı hayret derecede kuruluşundaki gayeleri geliştirerek bugünlere gelmişlerdir. Artık Türkiye'de Hesap Uzmanlarının marka düzeyinde bir itibar kazandığı muhakkaktır. Fakat bunu tamamlayacak olan önemli bir husus da milletlerarası teşkilatlarda hatta milletlerarası teşkilatlarda olduğu kadar yurt dışındaki özel sektörde de görev alarak kendilerini yurt dışında da ispatlamalarının zamanının geldiği kanaatindeyim. Benim kendi uluslararası tecrübelerimden edindiğim izlenim Hesap Uzmanları kendilerini tanıtma fırsatı buldukları takdirde alacakları her görevi yurt dışında da başarıyla yerine getireceklerdir. Bu durumdan muhakkak surette eminim. Bunun için yurt dışına gönderilen arkadaşlarımızın milletlerarası teşkilatları devamlı takip etmeleri gerekmektedir. Yurt dışına gönderilen arkadaşlarımızın buralarda alınabilecek görevleri kendi kaderine bırakmayıp doğrudan doğruya bu görevler konusunda araştırmalar yapmaları ve takip etmeleri gerektiği kanaatindeyim. Gittikleri zaman milletler arası teşkilatlarda başarılı olacaklarına yüzde yüz kani olarak söylüyorum ki bu markayı yurt dışına da taşımaları halinde hem kendileri çok başarılı bir istikbal kazanacaklar hem de Türkiye'yi tanıtma bakımından büyük bir rol oynamış olacaklardır.
Ben başka bir noktaya da değinmek istiyorum bu vesileyle. Hesap Uzmanları Kurulu'nun bu derece kısa kuruluş zamanında yapmış olduğu büyük hamlelerin kökeninde tabi bizim Gelir Vergisi, Gider Vergisi ve Vergi Usul Kanunu'nda yapmış olduğumuz çok başarılı reformun hissesi büyüktür. Bunun başlıca mimarı hakkında da bir kaç söz söylemek isterim. Ali ALAYBEK aslında yakından tanıyan kimselerin, kendilerinin özelliklerini daha iyi görenlerin ortak kanaati yalnız vergi konusunda uzman olmaktan daha ileri daha çok kendisi bir teknisyen bir vergi mimarı olmanın yanında insan olarak üstün meziyetlere sahip bir kimsedir. Politika sahasına intikal etmemiş, kendisine bakanlık teklif edilmesine rağmen büyük bir sadakat göstererek bürokrat kalmayı tercih etmiştir. Kendisi bakanlık yapmamıştır ancak her yerde her zaman her ve iktidar döneminde de Fransızcada ministerable tabiri vardır kendisi bakan olmasa dahi bakan muamelesi gören, bakan sıfatlarını taşıyan, her yerde bu şekilde karşılanan daima saygı ve itibar görmüş bir kimsedir. Ali ALAYBEK'i kendime yararlanabileceğim taraflarını kapma konusunda daima büyük dikkat sarfeden, ondan çok yararlanan ve bulunduğum mevkilerin önemli bölümünü kendisinden sağlamış olduğum tecrübe, davranış, bilgi ve giyim-kuşam dahil olmak üzere her hususta kendisinden yararlandığım bir kimse olarak bir kere daha minnetle anmak suretiyle sözlerimi bitirmek istiyorum.
|